Hak Mücadelesinde Bir Orman Olabilmek
Bazen yalnız olmadığımızı hatırlamak, devam etmek için ihtiyaç duyduğumuz en önemli şey oluyor.

Ankara’da gerçekleşen Sivil Sesler Festivali, farklı alanlarda hak mücadelesi yürüten yüzlerce insanın, örgütün ve fikrin yan yana geldiği böyle bir buluşmaydı. Kadınlardan çocuklara, engelli haklarından ekolojiye, emek mücadelesinden afetlere kadar birbirinden farklı meselelerin aynı alanda kendine yer bulduğunu görmek, sivil toplumun bütün zorluklara rağmen ne kadar canlı ve yaratıcı olduğunu yeniden hatırlattı.
Festival alanında güvenli ve kapsayıcı bir ortam kurmak için gösterilen özen de bu deneyimin önemli bir parçasıydı. Çocukların alanda var olabilmesi, görme engelli katılımcılar için sesli betimleme yapılması, nöroçeşitli bireyler için sessiz alanların düşünülmesi ve farklı kimliklerin özgürce var olabileceği bir çerçevenin kurulması, “herkes için alan” fikrinin gündelik pratiklerde nasıl karşılık bulabileceğini gösteriyordu.
Bir masa, birçok hikâye

ÇemberDE olarak festivalde biz de çalışmalarımızla, yayınlarımızla ve Adıyaman’dan taşıdığımız hikâyelerle yerimizi aldık.
Standımızda Afetlerde Feminist Dayanışma ve Destek Kılavuzundan saha çalışmalarımıza, kadınların üretimlerini görünür kılan Fortuna’ya kadar ÇemberDE’nin farklı dönemlerde ürettiği işleri paylaştık. Ama festival masasının en güzel tarafı masanın üzerindekilerden çok, etrafında başlayan sohbetlerdi.
Yeni insanlarla tanıştık, başka örgütlerin neler yaptığını dinledik, benzer meselelerle uğraşanların birbirlerini nasıl bulabileceklerini konuştuk. Bir kez daha gördük ki sivil toplum biraz da böyle büyüyor: Bir masanın başında başlayan sohbet, başka bir fikre, başka bir işbirliğine, bazen de yalnızca “yalnız değiliz” hissine dönüşüyor.
Festival üzerine tuttuğumuz notlarda da tam olarak bu duygu vardı: yalnızlık ne kadar güçsüz hissettiriyorsa, yalnız olmadığımızı görmek de o kadar güçlendiriyor.
Tek bir ağaç değil, bir orman

Festivaldeki buluşmamızı “Hak Mücadelesinde Bir Orman Olabilmek” atölyesiyle biraz daha derinleştirdik.
Korsan Alan’da gerçekleştirdiğimiz atölyede önce durduk, nefes aldık ve bedenimize geri döndük. Ardından katılımcılardan sivil toplumdaki varlıklarını bir ağaç olarak düşünmelerini istedik.
Köklerimiz bizi besleyen kaynaklardı.Gövdelerimiz bugün bulunduğumuz yer ve taşıdığımız zorluklar.Dallarımız ise üretimlerimiz, umutlarımız ve geleceğe uzanan hayallerimizdi.
Sonra hava değişti.
Rüzgâr çıktı, fırtına başladı, kar yağdı, güneş açtı. Tıpkı sivil alanda olduğu gibi.
Her birimiz kendi ağacımızın bu koşullar karşısında neye ihtiyaç duyduğunu düşündük. Ve sonunda çok basit ama güçlü bir şeyi yeniden fark ettik: Tek başına bir ağacın fırtınaya dayanması zor. Ama yan yana geldiğimizde bir orman oluyoruz.
Yan yana kalabilmek
Sivil alanda çalışanlar çoğu zaman başkalarının ihtiyaçlarını, krizleri, hak ihlallerini ve yapılması gereken işleri düşünmekten kendi ihtiyaçlarını unutabiliyor.
Bazen durmaya, köklenmeye, birbirimizin gölgesinde biraz soluklanmaya ve yükü tek başımıza taşımadığımızı hatırlamaya ihtiyacımız var.
Atölyenin sonunda elimizde kalan kelimelerden bazıları umut, arkadaşlık, dayanışma ve köklenerek büyümek oldu.

Sivil Sesler Festivali’nden bize de en çok bu duygu kaldı.
Hak mücadeleleri farklı olabilir. Çalıştığımız şehirler, konular, yöntemler değişebilir. Ama birbirimizin varlığından güç alabileceğimiz, gerektiğinde birbirimize yaslanabileceğimiz bir alan kurabiliyorsak, tek tek ağaçlar olmaktan çıkıp bir ormana dönüşebiliriz.
Ve belki de bugün sivil alanın en çok ihtiyacı olan şeylerden biri tam olarak bu: Yan yana kalabilmek.





Yorumlar