KSK70 Günlükleri - 5*
- ÇemberDe

- 23 Mar
- 2 dakikada okunur
*Kadının Statüsü Komisyonu (CSW) 70. toplantısına ÇemberDE adına katılan Gülfer Kırbaş'ın değerlendirmelerinden oluşan bir yazı dizisidir.
Geçen hafta CSW’da 16 etkinliğe katılmışım. Bu biraz fazla ve benim açgözlülüğüm. Ne yapayım seviyorum:)

Bugün de 5 etkinlikle kapattım günü. Farklı başlıklarda etkinliklerdi: yapay zekâ, çevreci işler, kadınların politik temsili, yerel ekonomi… Ama hep aynı soruya dönüp durduk: güç, teknoloji ve para kimin elinde?
Bir oturumda “green jobs” ve çevreci ekonomi konuşuldu. Hindistan’dan verilen örnek çarpıcıydı: sokak satıcılarının (çoğu kadın) krediye erişimini kolaylaştıran bir sistem kurulmuş, yüz binlerce küçük esnafın geliri artmış. Bu güven ilişkisi kurulduktan sonra döngüsel ekonomi uygulamaları başlamış: ürün kaybını azaltma, atıkları yeniden kullanma, küçük ölçekli üretim.
Yani;
yoksulluğa çare bulmadan yarını planlayamayız. Önce bugün karnımızı doyurmak zorundayız ki yarını birlikte düşünecek gücümüz olsun.
Uganda’dan bir parlamenter kadınların çevre politikalarında neden merkezi olduğunu şöyle anlattı: ülkede tarımın büyük kısmını kadınlar yapıyor ama toprağın çok küçük bir kısmı onların. Politika belgeleri var ama yerelde çoğu zaman kimse bunlardan haberdar değil. Bu yüzden çevre politikaları, kalkınma ve CEDAW gibi uluslararası çerçevelerin yerelde nasıl karşılık bulacağı sorusu tekrar tekrar gündeme geldi. Yerelleşme olmadan bu politikaların anlamı kalmıyor.
Kadın yönetimindeki şirketler diğerlerine göre karbon salımını çok daha fazla düşürebilmiş. Kadınlar hanede daha çok söz sahibi olursa yeşil girişimler artıyor. Dümeni biraz elimize alsak yolu doğrultacağız ama bırakmıyorlar. Bırakmadıkları gibi dümene yaklaşmayalım diye eşitlik karşıtı hareketlere ve AI’ye finansman aktarıyorlar.
Başka bir oturumda teknoloji konuşuldu. AI, medya ve kadın düşmanlığı üzerine bir tartışmada bir konuşmacı şu haftadan bir örneği hatırlattı: bir teknoloji şirketinin CEO’su, yapay zekânın Amerika’da daha çok Demokratlara oy veren kadın seçmenlerin politik gücünü zayıflatmak için kullanılabileceğini açıkça söylemişti.
Ardından salondan biri ironik bir noktaya dikkat çekti: böyle bir yaklaşım aslında beşerî bilimlerin ve eleştirel düşüncenin önemini küçümsüyor. Oysa birçok kişi tam tersini düşünüyor: teknoloji çağında sosyal bilimler, etik ve politika tartışmaları belki de hiç olmadığı kadar önemli olacak.
Bir başka tartışma ise para üzerineydi.
Hak mücadelelerinde paranın akışını takip etmek, siyasetin yönünü anlamanın en kestirme yollarından biri. Bugün milyarlarca dolar yapay zekâ teknolojilerine akıyor. Aynı dönemde kadın örgütlerine giden kaynakların ne kadar sınırlı olduğu da tekrar hatırlatıldı.
Bu da şu soruyu kaçınılmaz kılıyor:
Teknolojiye yapılan yatırımlar, çevre politikaları ve demokrasi tartışmaları gerçekten ayrı konular mı?
Belki de mesele tam burada birleşiyor.
Yapay zekâya kim yatırım yapıyor, hangi amaçla?
Çevreci ekonomi kimin hayatını gerçekten değiştiriyor?
Uluslararası sözleşmeler ve hak mekanizmaları yerelde kimin için çalışıyor?
Eşitlik sadece bir hedef değil, aynı zamanda bir güç ve kaynak meselesi.



Yorumlar