top of page

KSK70 Günlükleri - 6*

Güncelleme tarihi: 26 Mar

*Kadının Statüsü Komisyonu (CSW) 70. toplantısına ÇemberDE adına katılan Gülfer Kırbaş'ın değerlendirmelerinden oluşan bir yazı dizisidir.

CSW70 kapsamında bugün


ilk defa tam olarak çalıştığımız alanın merkezinde duran oturumlar izledim: 


🚺kadın örgütlerinin krizlerdeki rolü, 


👩🏻‍💼feminist kriz yönetiminin önemi,


💵 kadın örgütlerinin finansmanı


Türkiye ekibinin düzenlediği 'Women, Wisdom, Web - No One Left Offline - Inclusion In The Digital Era' Etkinlik sonu fotoğrafı
Türkiye ekibinin düzenlediği 'Women, Wisdom, Web - No One Left Offline - Inclusion In The Digital Era' Etkinlik sonu fotoğrafı

Bu oturumları dinlerken aslında çok tanıdık bir tabloyla karşılaştım. Farklı ülkelerden örnekler anlatıldı ama anlatılanların çoğu, 2023 depremlerinden sonra sahada gördüklerimizle birebir örtüşüyordu.



Oturum esasen kadın barış inşacıları üzerineydi. Bu farklı bir konu gibi gelmesin, her türlü krize karşı en yapıcı tutum kadınlardan geliyor. Yapılan oturumda şu gerçek açıkça ifade edildi: krizlerde ve çatışmalarda ilk harekete geçen aktörler çoğu zaman kadınlar oluyor. Kadın örgütleri topluluklar arasında arabuluculuk yapıyor, dayanışma ağları kuruyor, insani yardımın ulaşmadığı yerlere ulaşıyor. Ama buna rağmen uluslararası sistem onları çoğu zaman resmi bir aktör olarak görmüyor.



Bu bana depremden sonraki ilk günleri hatırlattı.


Kadınlar çok hızlı bir şekilde bir araya gelip dayanışma ağları kurmuş, ihtiyaçları tespit etmiş, destek mekanizmaları oluşturmuştu. Ama insani yardım sisteminin büyük kısmı bu çalışmaları görmedi ya da yeterince ciddiye almadı.



Oturumda konuşanlardan biri kadın örgütlerinin en büyük sorununun proje fikri değil, finansmana erişim olduğunu söyledi. Üstelik bu finansmanın çoğu zaman son derece bürokratik ve katı kurallara bağlı olduğunu vurguladı. Hatta bir noktada fon başvurularının neredeyse bir konut kredisi başvurusu kadar karmaşık olduğu söylendi.



Dünyada kadın örgütlerine giden fonların oranı yalnızca %0.01. Bunun üzerine söylenecek söz de kalmıyor.



Yani kadınlar krizlerin yükünü taşırken, kaynakların neredeyse hiçbirine erişemiyor.



Bir başka önemli tartışma da sahadaki deneyim ile politika üretimi arasındaki kopukluk üzerineydi. Kadın barış inşacıları sahada çok önemli çalışmalar yürütüyor ama bu deneyimler çoğu zaman karar alma mekanizmalarına yansımıyor. Bu noktada yerel deneyimin bilgiye ve yönteme dönüşmesi gerektiği özellikle vurgulandı.


Aslında bu da bizim depremden sonra üzerine en çok düşündüğümüz ve sonunda bizi Afetlerde Feminist Dayanışma ve Destek Kılavuzunu hazırlamamıza götüren konuyla aynı: Sahada oluşan feminist dayanışma pratiklerini görünür kılmak ve bu deneyimi bir yöntem haline getirmek.



Farklı coğrafyalarda yaşanan krizler farklı olabilir ama kadınların krizlerde üstlendiği rol ve karşılaştıkları engeller çok benzer. Konuya dair söylenen her şeyi bizim kılavuzda okuyabilirsiniz. Konuya dair dünyayla ne kadar paralel bir noktada olduğumuzu görmek güzeldi. 



Kadınlar çoğu zaman sistemi ayakta tutan görünmez ağları kuruyor. Ama sistem bu emeği tanımakta ve desteklemekte hâlâ çok yavaş.



Kadın örgütlerine verilen destek yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda barış ve dayanıklılık için bir gereklilik. 



Afetlerde Feminist Dayanışma ve Destek Kılavuzu: https://lnkd.in/ggCk_S39


 
 
 

Yorumlar


bottom of page